Facebook   Twitter  Google  Instagram

Artikülasyon (Sesletim) Bozukluğu

Önemli Açıklama : Dil Konuşma Bozuklukları Destek Eğitimi hususunda hazırlıklar başlatılmış olup yakında Kurumumuzda Eğitim vermeye başlandığında ayrıca duyuru yapılacaktır.

Artikülasyon (Sesletim) Bozuklukları | Sesletim (Artıkülasyon) Bozuklukları


Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları Tanımı

Konuşma seslerinin çıkartılış yerlerinde, biçimlerinde, zamanlamasında, yönünde hızında, basıncında hataların yapılması ya da dudakların, dilin, yumuşak damağın yutağın birlikte hareketlerinin hatalı olması sonucunda ortaya çıkan bir sorundur. Sesletim sorunlarında genellikle kişinin hatalı hareketlerinden söz edilmekteyse de kimi durumlarda anatomik bozukluklar nedeniyle kişi istese de doğru sesletimi gerçekleştiremeyebilir (ör.dudak-damak yarıklıklarına bağlı sesletim sorunları). 

Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları Klinik Özellikleri:


Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları Tanılanması:
Çocuk hedef seslerin üretilmesine ilişkin kuralları içselleştirememiştir. 

Örneğin, ‘kapı’ demek ister, ama bunun yerine ‘kabı’, ‘kapu’, ‘tabı’, ‘dapı’ gibi telaffuz edebilir. Seslerin anlam ayırıcı özelliklerini bilir, işitsel olarak ‘kaş’ ve ‘taş’ sözcüklerini doğru olarak gösterebilir, ama kendisinden söylenmesi istendiğinde, söyleyemez. Değerlendirme sırasında bu hedef sesleri hiçbir yerde ve hiçbir durumda üretemez.

Standardizasyonu yapılmış sesletim (artikülasyon) testleri ile tanılanır. Bireyin üretebildiği ses dağarcığı ve sorunlu sesler saptanır. Hem işitsel ayırt etme hem de sesletim testleri yapılır. Bu arada sorunun nörolojik kökenli olup olmadığı da saptanır. Çocuğun konuşma seslerini üretememesinin işitme engeline bağlı olup olmadığını belirlemek için mutlaka işitme testleri de yapılmalıdır. İşitme kaybının çok hafif düzeyde olması bile sesletimi etkileyebilir. 

Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları

Sağaltımı (terapisi):

Artikülâsyon sorunu olan bireyler, genellikle doğru sesletim yaptıklarını düşünürler. Bu nedenle sorunun farkına vardırmak, terapide önemli bir adımdır. Ancak, bunun çok dikkatli yapılması gerekir. Çocuğa bu sesi üretemeyeceği değil, tam aksine üretebileceğine ilişkin güven verilmelidir. Terapistin çok dikkatli olması ve çocuk ile çalışırken , öncelikle kendi dağarcığındaki konuşma seslerinden yararlanarak, çocuğun biraz yardımla çıkartabileceği sesleri de belirlemesi gerekir. Bu nedenle, dil ve konuşma terapistinin konuşmaya dayalı dillerde kullanılan ve inanların üretebildikleri seslerin neler olduğunu, bunların nasıl sesletildiğini ve nasıl tanımlanarak IPA (Uluslar arası Sesçil Abece) kodlarını kullanarak sesçil yazıya dönüştürüldüğünü bilmek durumundadır. Bu özelliklere sahip değilse, sesletim sorunlarının değerlendirilmesine ve buna göre terapi programı geliştirilmesine yönelik çalışmalarından sonuç alması güçleşebilir. 

Sesletim (Artikülasyon) Bozuklukları Prognoz (iyileşmeye yönelik kestirim):

Artikülâsyon terapisinin sonuç verme oranı oldukça iyidir. Diğer ek sorunlar olmadıkça, sesletim terapisi oldukça kısa sürede gelişim sağlar. Bu terapide asıl sorun, kazanılan yeni sesletim becerilerinin genelleştirilmesi, otomatik hale dönüştürülerek zorlanmadan ‘doğru’ artikülâsyonu gerçekleştirebilmektedir. Bu tip terapide unutulmaması gereken en önemli husus, seslerin tek tek, bağlamdan kopuk bir biçimde üretilmesinin yanlış ve zararlı olduğudur. Konuşma dinamiktir. Konuşma sırasında bir sesten diğerine geçişler çok kısa sürelerde gerçekleştirilirler. Bu nedenle de konuşma sesleri, birbirlerini etkilerler. Buna en güzel örnek Türkçedeki ünlü ve ünsüz uyumudur. Örneğin, yazıda aynı harfle göstermemize karşın, ‘k’ harfinin sesletimi yanında bulunan ünlüye göre değişim gösterir. ‘kel’ sözcüğünün başında ‘k’ sesi dilin orta sırtının sert damağa değmesi ile üretilir. Böylelikle de birinci ‘k’ sesi daha ‘kalın’, ikinci ‘k’ sesi daha ‘ince’ söylenmiş olur. Bu iki sesin farklı söylenmesi, sesbilgisel bir kuraldır. Eğer ‘k’ sesini söyleyemeyen bir çocuğa bu sesi tek başına çıkarttırmayı öğretirsek ve bu sesi de örneğin, ince ‘k’ olarak alıştırırsak, çocuk ‘kal’ sözcüğünü ‘kal’ şeklinde söylemeye çalışacaktır. Kısacası, sesletim çalışması yapıyoruz derken, biz çocuğa yanlış bir biçim öğretmiş oluruz. Bu nedenle, sesletim çalışmaları daima bağlam içerisinde ve anlamlı dil ögeleri kullanılarak gerçekleştirilmelidir. 

Ses telleri, gırtlak içerisinde yer alan bir çift dudaktır. Konuşma sesinin tonu, bu dudakların kapalı durumdayken, akciğerlerden ittirilen havanın etkisiyle seri olarak ard arda açılıp kapanması sonucunda meydana gelen titreşimlerin ürünüdür. Bu dudakların (vokal kordlar) her açılışında, akciğerlerden gelen hava da pulsatif bir soluk biçiminde gırtlak üstü düzeneğe (yutak, ağız ve burun boşluğu) gönderilir. Gırtlak üstü düzenekte bulunan yapıların aldığı değişik biçimlere bağlı olarak da bu kez, bu boşluklarda bulunan hava molekülleri titreşime (rezonans) girerler ve konuşmada anlam aktarmak için kullandığımız farklı sesleri (ünlüleri, yarı ünlüleri) oluştururlar. İşte, gırtlakta meydana gelen her hangi bir olumsuzluk, ses tellerinin düzenli titreşim yapmasını engeller ve sesin bozulmasına neden olur. Ses bozuklukları, sesin kesilmesi, kısılması, yaşına ve cinsiyetine uygun bir tona sahip olunamaması, sesin çatlaması, vb. terimlerle ifade edilebilir. Gırtlakta meydana gelen yapısal (anatomik) ve/veya fizyolojik değişikliklere bağlı olarak etkilenebileceği gibi, gırtlakta her hangi bir sorun olmamasına karşın kişi sesini işlevsel olarak ‘doğru’ kullanamaz ve ses bozukluğu meydana gelebilir.

SES (FONASYON) BOZUKLUKLARI KLİNİK ÖZELLİKLERİ

Ses bozukları ses kısılması, sesin çatlaması, yaşına ve cinsiyetine göre incelmesi, kalınlaşması vb. belirtilerle birlikte gözlenir. Ses problemleri genellikle gırtlağın patolojik durumlarını içerir: ses tellerinin enflamasyonu (şişmesi), kronik larenjit (gırtlak iltihabı), vokal nodüller, vokal polipler, kontak ülserler, kistler, kanser, gırtlak felci, atrofi, diğer yapısal durumlar, işlevsel orunlar vb. . Sesin/ses tellerinin kötü kullanımına bağlı olarak gelişen bu durumlar, gırtlağın zorlamalı kullanımının ortadan kaldırılmasının yanı sıra ses sağlığı programı düzenlenerek genellikle giderilebilir.

SES (FONASYON) BOZUKLUKLARI TANILANMASI

Ses bozukluklarının tanısı öncelikle bir kulak-burun-boğaz doktoru tarafından konur. KBB uzmanı, kişinin gırtlağını muayene ederek, her hangi bir patolojik durum olup olmadığını tespit eder. Gerekirse ilaçla tedaviye, gerekirse cerrahi yolla tedaviye karar verir. KBB uzmanı, ses bozukluklarında, bu konuda uzmanlaşmış dil ve konuşma terapistlerinden de yardım isteyebilir. Günümüzde çeşitli görüntüleme, ses kayıt ve analiz cihazlarıyla hem tanılamada hem de ses terapisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

SES (FONASYON) BOZUKLUKLARI TERAPİSİ

Cerrahi girişimlerin zorunlu olduğu durumların dışında ses terapisi önerilir. Ses terapisinin amacı, kişinin kendi yaşına, cinsiyetine ve gırtlak özelliklerine uygun olarak gırtlağını (sesini) kullanmasını öğretmektir. Ses bozukluklarının iyileşmesinde doğru nefes alma tekniklerinin yanı sıra, duruş (postür), tonlama / ezgi alıştırmaları yapılır. Ses terapisinin en önemli bileşenlerinden birisi de ses sağlığının korunmasıdır. Bunun için beslenme ve konuşma alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekir.

Prognoz (iyileşmeye yönelik kestirim):

Ses terapisi genellikle uzun süren bir terapi değildir. Başkaca sorun yoksa ve kişi uyumluysa, terapi büyük oranda olumlu sonuç verir. İşlevsel ses terapisi, vokal nodüle bağlı ses bozukluklarına yönelik terapi, gırtlak ve ses tellerine yönelik ameliyatlardan sonra ses terapisi, gırtlak kanseri nedeniyle gırtlağı alınan kişilere yemek borusunun ağzını titreşime sokarak sesli konuşmayı öğretme, ses tellerinde meydana gelen felçlere yönelik ses terapisi, KBB klinikleri ile birlikte çalışan dil ve konuşma terapistlerinin uğraş alanları içerisindedir. Her birisinin özelliği farklı olacağı için, iyileşme oranları ve terapi süreleri de farklı olacaktır. Örneğin, ‘püberfonik falsetto’ ya da ‘mutasyonal falsetto’ adı verilen ve ergenlik döneminden sonra sesi kalınlaşmayan ve ergenlik öncesi sesini kullanan ergen erkeklere yönelik ses terapisinde bir-iki seanslık terapiden sonra iyileşme gözlenebilirken, ses felçlerinde bu gelişme ya daha uzun sürede gerçekleşi ya da her türlü çabaya karşın iyileşme gözlenmez.


DIL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI